YOU ARE HERE: This section is "4- The Alloying of Turks & Kurds"
HOME  İLK SAYFA 
FAQ - PKK Index  (ENGLISH  ONLY) PKK      (Soru-Cevap Dizini) 
Turks and Kurds     (ENGLISH  ONLY) Türk-Kürt konusuna genel bakış
Ministry  of  Foreign  Affairs  Links Dısişleri  Bakanlığı  ilişkili  sayfalar
Greek ( Hellas )  Support for Terrorism Teröre Yunan Desteği
 * Ethnicities in Turkiye  - INDEX *  * Türkiye'nin Etnik Yapısı- indeks *
1- Ethnicity:            Introduction 1- Etniklik:   Giriş 
2- Roots of Kurds  2- Kürtlerin kökeni 
3- Roots of Turks  3- Türklerin Kökeni 
4- The Alloying of Turks & Kurds 4- Türk-KürtKaynaşması 
                 LINKS                  iliskili  sayfalar
..
4- THE ALLOYING OF TURKS AND KURDS
CONCLUSION:  ONE CONCRETE FINDING OF ALL THE RESEARCH (WELL SUPPORTED WITH DOCUMENTS AND EVIDENCE) IS THAT THE TURKISH-KURDISH SOLIDARITY, INTEGRITY, AND BROTHERHOOD SPANS A  VAST GEOGRAPHICAL AND HISTORICAL LANDSCAPE...
(Ali Tayyar Onder)
4- TÜRK-KÜRT KAYNAŞMASI
SONUÇ:   ARAŞTIRMALARIN BELGE VE KANITLARLA ORTAYA KOYDUĞU SOMUT BİR GERÇEK İSE; TÜRK-KÜRT BİRLİKTELİĞİNİN, BÜTÜNLEŞMESİNİN, DAYANIŞMASININ ve KARDEŞLİĞİNİN, BERABERLİĞİNİN ÇOK GENİŞ BİR COĞRAFYADA ÇOK UZUN BİR TARİHİ SÜREÇ İÇİN GEÇERLİ OLDUĞUDUR. (Ali Tayyar Onder)

 
 
Bu sayfanın tepesine
TÜRK KÜRT KAYNAŞMASI Türkler ve Kürtler Anadolu'da yaklaşık 1000 yıldır (diğer coğrafyalarda çok daha uzun süreler) birarada yaşamaktadırlar. Böylesine uzun süreli bir beraberliğin tabii sonucu kaynaşmak olmuştur. Bugün yapılmış olan pek çok araştırma ve inceleme bu gerçeği kanıtlamış ve tespit etmiştir.

Türkler Doğu ve Güneydoğuda pek çok istilacı kavim gibi gelip geçici olmamışlar, buraları yurt tutarak yerleşik bir düzene geçmişlerdir.

1071 den başlayarak bugün Kürtlerin yoğun olduğu bölgelerde egemenlik kurmuş beylikler içinde Yukarı Fırat'a Saltuklar (1072-1202), aşağı Fırat'ta Mengücekler (1080-1228), Bitlis ve Erzen'de Dilmaçoğulları (1084-1393), Van bölgesinde Sökmenliler (Ahlatşahlar) 1110-1207), Diyarbakır'da Yınaloğulları (1098-1183), Harput'ta Çubukoğulları (1085-1113), Doğu ve Güneydoğuda Artuklular mevcuttur.

Ayrıca Doğu ve Güneydoğu Anadolu Karakoyunlular (1365-1463) ve Akkoyunlu (1469-1508) Türk devletlerine de yurt ol-muştur.

Bölgede; Afşarlı, Oğuzlu, Cerit, Halaç, Karaçay, Türkan ve benzeri Türk soy, uruk, ulus, boy ve oymak adlan ile kurulan köylerin sayısının yüzleri aştığı Prof. Mehmet Eröz tarafından tespit edilmiştir. Bunların dışında eski Türk unvanlarına, yerleşme, akrabalık ve coğrafi duruma göre isimlendirilmiş sayısız Türkçe isimli köyler de mevcuttur.

Bunlara Kınıklı, Türkmen yaylası, Kırgız tepesi, Kıpçak çeşmesi, Timur tepeleri, Türkmen deresi gibi yer isimleri de eklenebilir.

Sayılan mahallerde ismi Kürtçe olan sayısız yerleşim birimi ve yöre mevcuttur. Türklük ve Kürtlük bu denli yanyana ve içiçedir.

Bir toplumun manevi kültürünü oluşturan iki temel unsurdan biri dil diğeri dindir.

Kürtlerin % 85'inden fazlası Türkçe konuşur. Bir dili bilmek o dilin kültürünü de paylaşmaktır. Ayrıca Kürtçe'de Oğuz Türkçe’sinin derin izleri mevcuttur ve bu dildeki Türkçe ve Türkçeleşmiş kelimelerin oranı %40'tan fazladır.
 

Bu sayfanın tepesine
Türk Kürt birlikteliğini kanıtlayan verilerin özeti:

Bu birlikteliği kanıtlayan verileri kısaca bir defa daha özetlemek konunun önemi bakımından yararlıdır.

Kürtler geniş bir coğrafyada Türklere bağlı "tire", "oymak", "uruğ" "boy" olarak yaşamışlardır.

a) Macar araştırmacılar, Macaristan’da 18 Çekoslovakya’da 5 Kürt adlı Türkmen Oğuz köyü belirlemişlerdir.

b) Orhun anıtlarının yakınında, tarih olarak daha eski Yenisey anıtlarından Elegeş anıtları da Göktürklere bağlı oymağın kağanı Alp Urungu açık bir Türkçeyle kendisini "Kürt" olarak tanıtmıştır. '(732 öncesi)

c) Aslen Türk olan Kalaçlar, Gürler gibi büyük oymaklar tarihin bazı dönemlerinde bazı coğrafyalarda Kürt olarak isimlendirilmişlerdir.

d) Ebulgazi Bahadır Han Secere-i Terakime (Türklerin Seceresi) adlı eserinde "Khizir Eli oymakları içinde bir Kürt boyuna Kürtler derler. Anlar Kızıl Çura'nung neslinden tururlar"

e) Doğu Buhara'da Kend-i Kürt ve Kırımda da Kürt isimli köyler mevcuttur.

f) Afganistan Türkleri arasında incelemeler yapmış olan Gunnar Jarring, bugün en soylu Kürt aşireti olarak tanımlanan Mukrileri,Tumanoviç'e dayanarak Göklen Türkmenlerinden gösterir.

g) 1922'de Sovyetlere baş kaldıran ve Kürt denilen Seneklilerin Türk oldukları ve Türkçe konuştukları belgelenmiştir.

h) Şerefname (1576) "Kürt Döğeri" tabiri kullanır. Döğerler büyük Oğuz boylarından' biridir. Osmanlı Tahrir defterleri kayıtlarında da Kürt Döğerler arasında yaygın isimlerin Gün-doğmuş, Budak, Kaya, Yağmur, Bayram, Durmuş, Dündar, Karkun olduğu belgelenmiştir.

ı) Bugün Maraş'ın Pazarcık ilçesinde 20 Kürt köyünü kurmuş olanlar KILIÇLI Kürtleridir ki bunlar önemli bir Oğuz boyudur ve Osmanlı tahrir defterlerinde Türklükleri açıkça bellidir.

j) VII. y.y. yazılmış "Ağvan Tarihinde" Doğu Anadolu ve Azerbaycan’da yaşayan toplulukların şu ifadeden de anlaşılacağı üzere Türk oldukları açıktır. (Ermeni Tarihçisi Moisey)

"Bu topluluklar uzun saçlı mahir, ok atan kimseler olup, taştan koç, at vb. heykeller yansıtmada da oldukça usta idiler. En büyük ilahlarına KHAN (han)-TANRI derler"

k) ll. ve l6ncı yy. da Doğu ve Güneydoğuda yerleşik Oğuz-Türkmen beylikleri ve Devletleri şunlardır;

1. Yukarı Fırat'ta Saltuklar (1072-1202)

2. Aşağı Fırat'ta Mengücekler (1080-1228)

3. Bitlis ve Erzin'de Dilmaçoğulları ( 1084-1393)

4. Van bölgesinde Sökmenliler (Atlahşahlar) 1110-1207)

5. Diyarbakır'da Yınaloğulları (1098-1183)

6. Harput'ta Çubukoğulları (1085- 1113)

7. Doğu ve Güneydoğuda Artuklar (12-14.y.y.)

8. Karakoyunlu Devleti (1365-1469)

9. Akkoyunlu Devleti (1469-1508)

1) Anadolu’da mevcut 119 "Kürt" isimli köyün büyük çoğunluğu Batıdadır. Bunların bir kısmını yerinde inceleyen Prof.Mehmet Eroz, incelediği köylerin halkını tamamen Türkmen olduklarını ve Türkçe konuştuklarını belgelemiştir.

m) Kuşadası'ndaki Türkmen mahallesini kuranlar Bozulus Türkmenlerine mensup "Kürt Mihmatlu Oymağı"dır. Artvin, Yusufelinde Tünges köyündeki Kürt isimli mahallede Türkmenler oturmaktadır.

n) Alman Bilim adamı De Groo't'un verdiği bilgiye göre Orhun anıtında mevcut 532 kelime bugünkü Anadolu Kürtçesinde kullanılmaktadır ve Yenisey antlarında Uygur hakanı "Ey Kürt Beyleri" diye seslenmektedir. Oğuz Hanın 24 torunundan birisini adı da “KÜRT'dür. (Prof.A.Taner Kışlalı, Cumhuriyet 16.10.1998)

o) 451 yılında Kafkasya'dan gelerek Mugan'n güneyinde yurt tutan ve Balasagun şehrini kuran Ak-Hunlara Arap kaynakları Ekrad-ı Balasagun derler. Ekrad Arapça’da Kürtler anlamına gelirse de Arap İranlı, Osmanlı tarihçiler "ekrad" kelimesini "konar-göçer" aşiret anlamında kullanmışlardır.

p) Doğu ve Güneydoğuda çoğunluğu Oğuz, Türk, boy, uruk, oymaklarından alınma isimlerle ve eski Türkçe ile anılan yerle-şim birimleri, ırmak, su, vadi, çeşme, isimleri Batı Anadolu’dan daha yoğundur. Örneğin: Türkmen yaylası, Kırgız Tepesi, Kıpçak Çeşmesi, Timur Tepeleri, Türkmen Deresi, Döğer, Avşarlı, Çepni, Tirik, Bayatlı, Beydilli, Tırgeş(Turgeş) Koçkar, Karabörk, Akrak, Ekrer, Totos, Kobi, Mama, Kızık, Bozcalı, Kozan, Ulaş, Kongur, Acar, Çakıran, Kapanlı, Oyratlı, Kaskan, Tonguz, Sıp, Yatağı, Tarhan, Tutuk, Karaçar, Kaskan, Tevkan, Sökmen, Karduk, Sarvan, Suvarlı, İspir vs.

Daha yüzlercesi sayılabilecek bu etnik kökenli ve 1000 yıla yakın geçmişe sahip bu isimler Doğu ve Güneydoğu Anadolu'daki Türk-Kürt kenetlenmişliğinin çok değerli tanıklarıdır.

r) Kürtçe yapısal olarak da Oğuz Türkçesinden önemli ölçüde etkilenmiştir.

s) Kürtçe'deki kelimelerin %40'ı Türkçe ve Türkçeleşmiş kelimelerdir. Bugünkü Kürtçe'de de Türkçe kelime sayısı kullanılan Türkçe'den fazladır.

KürÜer'mde, Türk'ler gibi neredeyse tamamı müslümandır. Kürtlerin yaklaşık %90'ı Sünni’dir. İslam dinine son derece bağlıdırlar. İslami değerler iki toplumu birbirine yaklaştıran en güçlü bağlardır.

İslamı; kendi yaşam tarzı içinde yoğurarak, töre ve gelenekleriyle birleştiren kırsal kesim Türkmeni, Anadolu insanının bir inanç kurumu olan Alevilik de Kürtlerce paylaşılır.

Türklere mahsus 24'lü toplumsal-idari düzene Kürt aşiretleri arasında da rastlanır. 12 hayvan esaslı Türk takvimi Kürtlerde de mevcuttur. Atalar Kültü, Yersu Kültü, Ateş Kültü inançları Kürtler ve Türklerce paylaşılır.

Yapılan Folklor araştırmalarında atasözleri, tekerleme, bilmece türkü ve maniler, düğün ve yas törenleri, mezar taş-lan, cirit, sinsin, aşık gibi oyunlar ülüş gibi gelenekler, al karası gibi inançlar Kürtler ve Türkler arasındaki kültür paylaşımını kanıtlamıştır.

Nevruz Türklerin ve Kürtlerin ortak bayramıdır. Türk Cumhuriyetlerinde görülen " kırmızı, sarı, yeşil " renge tutkunluk Kürtler arasında da yaygındır.

Davul, zuma ve bağlama iki toplumunda vazgeçilmez müzik enstrümanlarıdır.

Zaman içinde çeşitli tarihi ve sosyal nedenlerle Türkleşen Kürtler, Kürtleşen Türkler olmuştur.

Kürtleşen Türklere örnek olmak üzere Ziya Gökalp'in 1920'lerdeki tespitlerini aynen aktarmakta yarar vardır.

Ziya GÖKALP’ in Diyarbakır ve çevresini kapsayan araştırmaları üç ay sürdü. Sağlık şartları ve erken vefatı nedeniyle araştırma ne yazık ki tamamlanamadı, çok dar bir yöreyle sınırlı kaldı ve böylesine önemli bir konu ihmal edilip, unutuldu. Ziya GÖKALP'in kısa tetkikinde yaptığı tespitlerden bir alıntı aşağıdadır.

Bu araştırmanın sonuçlan da Türk-Kürt kardeşliğinin somut bir belgesidir.

"Türklerle Kürtlerin ihtilatından (karışmasından) başka neticelerin çıktığını görüyoruz. Kürtlerle beraber yaşayan Türkmen aşiretleri tedricen Kürtleşmişlerdir. Mesela, Urfa ile Siverek arasındaki Döğer nahiyesi Kürtçe konuştukları gibi, buna komşu olan Badıllılar (Beğdilliler) de Kürtçe konuşurlar. Siverek'te Bucak nahiyesi de merkezindeki "Gerger" kasabası müstesna olmak üzere, Kürtçe konuşurlar. Bunlar, yukarıdaki zikrettiğimiz aşiretlerin birer şubesinden başka bir şey değildir. Suruç kasabasındaki Berazi müttehidesinin aşiretleri de Türk ve Kürt olarak iki kısım bulunduklarından, ayrıca tetkike muhtaçtırlar. Diyarbakır'daki Karakeçi aşireti, Osmanlılar'ın ecdadı olan Kayılar'dan ayrıldıklarını iddia etmekle beraber, Kürtçe konuşurlar, Karacadağ'da bunlar komşu bulunan isimlerinin delalet ettiği veçhile aslen Türkmendirler. ('Kürtler, Türkmenlere terk derler) Türkanlılar, Türk olduklarını ve hatta Beğdilli boyuna mensup bulunduklarını, eskiden reislerine "Boybeği" denildiğini biliyorlar. Fakat. Türkçe’yi tamamıyla unuttuklarından Türk olduklarını da Kürt lisanıyla söylemektedirler.

Karacadağ'da Salur, Çarik ismindeki köyler, bu aşiretler arasında Salurlar'la Çarukların da bulunduğunu gösterir. Karacadağ eteklerinde Kanglı Madrabı namıyla Çeltik ekilen bir su vardır. Bu isim Karacadağ'daki aşiretlerin Kanglı Türklerinden olduğunu gösteriyor. (Celal Harzem Şahın askerleri başlıca Kanglılardı. Bunlardan başka, bir kısım Oğuzlarla Kalaçlar ve sair Türkmen kabileleri de asker arasında mevcuttu. Osmanlıların ecdadı olan Kayılar’ın da bu "Harzemliler" ile beraber geldiğini Namık Kemal Bey, Osmanlı tarihinde iddia ediyor.)

Mardin kasabasında da Kiki aşireti vardır ki Halacan ve Ferikhan namlarıyla iki kısımdan mürekkeptir. Kiki, Çerikhan toprağında bulunan Koçhisar köyünün 40-50 sene evvel Türkçe konuştuğu söyleniyor. Helacan'ın Halaçlar yani Kalaç Türkleri olduğu, Çerikhan'ın Çaruklar olduğu bazı izlerden anlaşılıyor. (Bu aşiretlerin çöle geçerken geçtikleri boğaza "Türk-menderesi" namı verilmektedir.") Çarukları, Diyarbakır Çaruğu köyüyle Karacadağ'ın Çaruk Köyünde görüyoruz. (Halaçlar içinde Badılıyan köyü bulunduğu gibi Şark nahiyesinde Bismil köyünün ihtiyarlan da Beydili iline mensup olduklarını söylemektedirler.) Mamafih, Kiki namını alan bu Çerikhan ve Halacan aşiretleri tamamıyla Kürtleşmişlerdir. Onlardan ayrılıp Diyarbakır şehrinin şarkına gelen şubeleri bu sahadaki Türkman, Behramki nahiyesinin şimal cihetindeki Tırkan aşiretinin ismi de Türkan gibi Türkman manasındaki terk kelimesinden gelmiş olabilir. Fakat bu da tamamıyla Kürtleşmiştir.

Türkmen aşiretlerinin Kürtleştiğine, bu saydığımız misaller kafi delil teşkil eder, zannederim.

Aşiretlerden sonra sıra köylere gelir. Yukarıda Diyarbakır'ın Şark ve Garp nahiyelerindeki köylerin ekseriyesi saydığımız aşiretlerin yaşadıkları sahalardaki köy isimleri gibi Türk isimlerini taşımaktadırlar. Türkçe olmayan köy isimlerinden mühim bir kısmı, esasen eski Geldanilerle Araplardan kalmadır. Yalnız cüzi bir kısmı Türkçe bir ada maliktir. Türkçe ismini taşıyan bu köylerde vaktiyle Türkmenlerin oturmakta olduğu şüphesizdir. Çünkü bu Türkçe isimler tesadüfü olarak o köylerin unvanları olamazdı. Acaba bu köylerin eski Türk ahalileri ne oldular. Şüphesiz Kürtlerle beraber yaşayan Türkmen illeri gibi Türkmen köyleri de ya şehirlere hicret ettiler yahut Kürtleştiler. Bunlardan yalnız Şii oldukları için temsile mukavemet eden 10 köy Türkmenlikte sebatkar kalabilmişlerdir. Bunlar da Türkmen nahiyesi ile Kiki ve Şark nahiyesinde kalmışlardır. (Dersim'de ise bilakis yalnız Şii Türkler Kürtleşmişlerdir.) Türkmen aşiretleriyle köylerinin bu Kürtleşmesine mukabil, şehirlerde de makus bir temsil vukua geliyordu. Şark ve Cenup vilayetlerinde köy ve çadır hayatında Kürtleşmeyi istemeyen Türkler, ekseriyetle şehirlerde toplandıkları gibi bu Türklük merkezlerine gelen Kürt ailelerini de Türkleştirmektedirler.

Bu konuda daha pek çok araştırma yapılmış ve aslen Türk olan bir çok topluluğun sonradan Kürtleştiği ortaya konulmuştur.

Türk-Kürt kaynaşması sadece Doğu ve Güneydoğu Anadolu’ya mahsus bir olgu da değildir.

Tarih içinde sayısız örnek ve belgeyle kanıtlandığı üzere; Kürtler çok geniş bir coğrafyada bir oymak ya da uruğ olarak Türkler içinde yer almıştır.

Kalaçlar, Gürler gibi pek çok Oğuz boyu ise değişik dönem ve yörelerde Kürt olarak anılmışlardır.

Kürtlerle Türklerin ne denli kaynaşmış olduğu ve somut verilerle kanıtlanmış birlik ve beraberlikleri bugün üzerinde en fazla durulması gereken tarihi bir gerçektir.

Bu sayfanın tepesine
Sonuç - Öneri

Yapılan araştırmalar Kürtlerin kökenini aydınlatmamıştır. Ortaya konan tezlerden hiçbiri sadece birer VAKSAYIM olmanın ötesine geçememişlerdir.

Tüm çabalara; kaynaklar didik didik edilmesine rağmen kanıtlayıcı belge niteliğinde verilerin tespit edilememiş olması varsayımı aşan tezlerin ortaya konmasını mümkün kılmamış-tır.

Ayrıca; bir kısım araştırmaların, maksatlı, duygusal, şövenist yaklaşımlar benimsemeleri gerçeği aydınlatma yolunda pek çok çabanın heba olmasına neden olduğu gibi ciddi çalışmaları da bir ölçüde etkilemiş ve güçleştirmiştir.

Kökenlerinin aydınlatılamamış olması ve aşırı heteradoks bir yapıya rağmen "Kürtlük" gerek etik, gerekse emik ölçütler içinde bir etnisite ve çağdaş tanıma ve kabule uygun özgün bir toplumsal kimliktir. Kürt kimliğinin özgün nitelikleri onu diğer toplum kimlikleriyle eşit ve aynı derecede saygın kılmaktadır.

Kürt kimliğinin önemli bir sorunu; çok parçalanmış değişik coğrafyalarda yaşayan, dolayısıyla değişik kültürel değerlerin etkilerine maruz bir topluluk olarak ortak bilinç oluşturma yönündeki zafiyetidir. Kimlik olarak tüm Kürtlüğü kapsayan temsili bir tanım yapmakta güçlükler mevcuttur.

Ayrıca, feodal yapı içinde; Aşiret kimliği çok öne çıkmakta; aşirete bağlılık ve aşiretin değerlerine, törelere, geleneklere saygı ve geniş bir coğrafyada sayısız aşiretin mevcudiyeti ortak Kürt kimliğinin belirginleşmesini ve Kürtlük bilincinin berraklığını etkilemektedir.

Kürtçe'nin dil olarak sorunları ve ayrıca lehçeler arasında olduğu kadar, lehçelerin kendi içlerindeki farklılaşmış alt kümeleri DİL BİRLİĞİ SAĞLANMASINI engellemektedir. Sorani ve Kırmanç ayırımcılığı da ortak kimlik tanımında sorun yaratmaktadır.

ARAŞTIRMALARIN BELGE VE KANITLARLA ORTAYA KOYDUĞU SOMUT BİR GERÇEK İSE; TÜRK-KÜRT BİRLİKTELİĞİNİN, BÜTÜNLEŞMESİNİN, DAYANIŞMASININ ve KARDEŞLİĞİNİN, BERABERLİĞİNİN ÇOK GENİŞ BİR COĞRAFYADA ÇOK UZUN BİR TARİHİ SÜREÇ İÇİN GEÇERLİ OLDUĞUDUR.

Araştırmaların bu konudaki somut tespitleri barış ve huzur için oluşturulacak politikalara temel teşkil edecek, büyük katkılar sağlayacak mahiyettedir.

Bu sayfanın tepesine
Son olarak:

Pek çok Batılı ülkenin 1800 lü yılların başlangıcın- dan itibaren giderek artan bir yoğunlukla Kürtlük konusunu tüm yönleriyle araştırmaya başladığı ve bu konudaki "temel verileri" 1930'lara gelmeden tamamladığı ders alınması gereken bir gerçektir.

Batılı ülkelerin sadece Kürtlük değil dünyanın neresinde olursa olsun, kendi çıkar bölgelerindeki tüm etnik unsurlarla ilgili politikaları; önce bilimsel araştırmalarla gerçeği tespit etme temeline dayanmıştır.

Böylelikle; gelişmeleri doğru yorumlama, gerektiğinde çıkarları doğrultusunda yönlendirme, gidişatı denetleme gibi konularda sağlam dayanaklara, bilimsel verilere isnat eden politikalar üretme imkanına sahip olmuşlardır.

Nüfusunun %10'u Kürtlerden oluşan, yoğunluk olarak değilse de, sayısal olarak bir çok etnik gurubu barındıran Türkiye, bu konuda rasyonel hiçbir temel geliştirmemiştir.

Dünyanın pek çok ülkesinde bugün de etnik gelişmeleri, oluşumları izleyen, değerlendiren, bu konularda araştırmalarını sürdüren "enstitü", "merkez" benzeri sayısız "kurum" mevcuttur.

Türkiye'nin bu konudaki duyarsızlık olarak tanımlanabilecek ilgisizliği her şeyden önce ciddi bir görev ihmalidir. 


  Weight Loss | Funny T-Shirts | Term Vs Whole | Bank Homes | Evie Friends